Bayram Bitti: Rutine Dönmeye Çalışılıyor

9 günlük bayram tatili sonrası yeni bir haftaya girdik. Sabah alarm yeniden çaldı. Birçok evde çocuklar yataktan kaldırılmaya çalışıldı. Kahvaltılar aceleyle yapıldı. Okul çantaları hazırlandı. İşe yetişilmeye çalışıldı. Kimimiz işe döndü, kimimiz çocukları kreşe ya da okula bıraktı. Bazı öğrenciler için ise yazılı haftası başladı.

Ve belki de günün daha ilk saatlerinde şu cümleler duyuldu:

“Kalkmak istemiyorum.”

“Biraz daha uyusak olmaz mı?”

“Bugün gitmesem?”

Aslında bu tablo çok şaşırtıcı değil. Çünkü 9 günlük bir tatil sadece takvimde geçen bir süre değildir. Dokuz gün boyunca uyku saatlerimiz değişir, günlük rutinlerimiz esner, sorumluluklarımız azalır, bedenimiz ve zihnimiz farklı bir tempoya alışır. Sonra bir sabah gelir ve her şeyin kaldığı yerden devam etmesini bekleriz.

Ama insan zihni böyle çalışmaz. İnsan zihni ve bedeni tekrar eden düzenlere uyum sağlayarak çalışır. Uyum sağlamak zaman ister.  Bir süre farklı bir tempoda yaşadığımızda yeni düzene alışırız; ardından eski rutine dönerken de yeniden bir uyum sürecine ihtiyaç duyarız. Bu yüzden tatil sonrası ilk günlerde isteksizlik, dikkat dağınıklığı ya da zorlanma yaşamak oldukça doğaldır.

Üstelik bu durum sadece çocuklar için geçerli değildir. Çocukların okula dönmeye çalıştığı bu günlerde yetişkinler de işlerine, sorumluluklarına ve günlük hayatın temposuna yeniden alışmaya çalışıyor. Belki bu yüzden bugün çocuğunuzun isteksizliği sizi normalden daha fazla öfkelendirdi. Belki bu yüzden sabah yaşanan küçük bir kriz bütün gününüzü etkiledi. Belki de çocuğunuzdan çok sizin sinir sisteminiz zorlandı. Çünkü bazen çocukların davranışlarını yönetmeye çalışırken kendi uyum sürecimizi fark etmeyi unutuyoruz. Oysa çocuklar çoğu zaman bizim söylediğimiz sözlerden önce, taşıdığımız duyguyu hissederler. Bu nedenle bayram sonrası ilk günlerde hedef kusursuz bir düzen kurmak olmayabilir. Hedef; yeniden ritim bulmak olabilir. Hem çocuklar için hem de kendimiz için… Çünkü bazı haftalar ilerlemek, hızlanmak değil; yeniden dengeye gelmektir.

Peki yeniden dengeye gelmek için ne yapabiliriz?

  • Öncelikle kendimizden ilk günden yüzde yüz performans beklemeyebiliriz.
  • Birkaç gün boyunca yorgun, isteksiz veya dağınık hissetmek; başarısız olduğumuz anlamına gelmez. Bu, zihnimizin ve bedenimizin yeniden uyum sağlamaya çalıştığını gösterir.
  • Uyku saatlerini mümkün olduğunca normale döndürmek, ekran kullanımını azaltmak, öğün düzenini yeniden oluşturmak ve günlük akışımıza küçük rutinler eklemek bu süreci kolaylaştırır.
  • Çocuğunuz sabah okula gitmek istemediğinde, huysuzlaştığında veya zorlandığında çocuğunuzun davranışlarını kişiselleştirmemek ve onun da uyum sağlama sürecinde olduğunu kendinize hatırlatmak her gün biraz daha ritim kazanmanızı sağlar.

Peki ilk günlerde çocuklarda neler görebilirsiniz?

Yeniden uyum sürecinde bazı değişiklikler beklenebilir:

  • Sabahları kalkmakta zorlanma
  • Okula veya kreşe gitmek istememe
  • Daha çabuk sinirlenme ve ağlama
  • Dikkatin dağılması
  • Kurallara karşı daha fazla itiraz etme
  • Ebeveynden ayrılırken zorlanma
  • Yorgunluk ve isteksizlik
  • “Bir gün daha tatil olsa” gibi söylemler

Bu davranışlar tek başına bir problem olduğu anlamına gelmez. Çoğu çocuk birkaç gün içinde yeniden okul ve ev düzenine uyum sağlar. Ancak bazı durumlarda biraz daha dikkatli olmak gerekebilir:

  • Yoğun kaygının günler geçmesine rağmen azalmaması
  • Okula gitmeyi kesin şekilde reddetme
  • Şiddetli öfke nöbetleri
  • Uyku ve iştahta belirgin bozulmalar
  • Karın ağrısı, mide bulantısı gibi bedensel şikayetlerin sürekli hale gelmesi
  • Çocuğun günlük yaşamını sürdürmesini zorlaştıracak düzeyde geri çekilmesi veya huzursuzluğu

Bu noktada önemli olan ilk günkü tepkiye değil, sürecin nasıl ilerlediğine bakmaktır. Çocuklar değişimlere farklı hızlarda uyum sağlarlar. Bazen ihtiyaç duydukları şey daha fazla baskı değil, biraz zaman ve yanında sakin kalabilen bir yetişkindir.