Sınav süreci tamamlandı. Şimdi birçok öğrenci için en az sınav kadar önemli başka bir dönem başlıyor: tercih dönemi.
Bu süreçte öğrencilerin aklında pek çok soru olabilir:
“Puanım nereye yetiyor?”
“Hangi bölümün geleceği var?”
“Üniversite mi daha önemli, bölüm mü?”
“Ailem ne ister?”
“İşsiz kalır mıyım?”
Bütün bu sorular önemli. Ancak tercih döneminde en çok gözden kaçan soru belki de şudur:
“Ben nasıl bir hayatın içinde olmak istiyorum?”. Çünkü üniversite tercihi yalnızca bir bölüm seçmek değildir. Aynı zamanda önümüzdeki yıllarda nasıl bir öğrenme ortamında bulunacağınızı, hangi insanlarla karşılaşacağınızı, hangi becerileri geliştireceğinizi ve ileride nasıl bir çalışma hayatına yaklaşacağınızı da belirleyen önemli bir başlangıçtır.
- Önce Puanınıza Değil, Kendinize Bakın
Tercih döneminde çoğu öğrenci liste hazırlamaya puanına ve sıralamasına bakarak başlar. Elbette puan ve sıralama önemlidir; çünkü hangi seçeneklerin mümkün olduğunu gösterir. Ancak puan, hangi seçeneğin sizin için daha uygun olduğunu tek başına söylemez.
Bu nedenle tercih yapmadan önce öğrencinin kendisine şu soruları sorması gerekir:
- Hangi konuları öğrenirken gerçekten merak duyuyorum?
- Hangi alanlarda kendiliğinden çaba gösteriyorum?
- İnsanlarla çalışmak mı, teknik problemler çözmek mi bana daha uygun?
- Daha düzenli ve öngörülebilir bir iş hayatı mı istiyorum, yoksa hareketli ve değişken bir tempo mu?
- Bu bölümü seçersem sadece üniversite yıllarında değil, meslek hayatında da bu alanın sorumluluklarını taşıyabilir miyim?
Tercih sürecinde asıl mesele yalnızca “Nereye girebilirim?” değil, “Nerede gelişebilirim?” sorusudur.
- İlginizi Takip Etmek Romantik Bir Tavsiye Değildir
Bazen “Sevdiğin işi yap.” cümlesi fazla duygusal ya da romantik bir öneri gibi görülebilir. Oysa psikoloji alanındaki araştırmalar, kişinin kendi ilgi ve değerleriyle uyumlu seçimler yapmasının motivasyon, öğrenme ve iyi oluş açısından önemli olduğunu göstermektedir.
Öz Belirleme Kuramı’na göre insanlar bir işi yalnızca ödül, baskı ya da dış beklenti nedeniyle değil; kendi isteği, ilgisi ve değerleri doğrultusunda yaptığında daha yüksek içsel motivasyon geliştirebilir. İçsel motivasyon ise öğrenmeye daha fazla bağlanma, daha uzun süre çaba gösterme ve psikolojik iyi oluşla ilişkilidir.
Bu nedenle “Hangi alan beni heyecanlandırıyor?” sorusu hafife alınmamalıdır. Bu soru yalnızca duygusal bir soru değildir; uzun vadeli öğrenme isteği ve başarı ihtimaliyle de ilişkilidir. Elbette sadece ilgilenmek yeterli değildir. Bir alanı sevmek, o alanın bütün zorluklarını kolayca taşıyacağınız anlamına gelmez. Ancak ilgi, zorluklar karşısında devam edebilmek için güçlü bir yakıttır.
- Kendi İsteğiyle Seçmek Tükenmişliği Azaltabilir
Üniversite yaşamı yalnızca derslerden ibaret değildir. Öğrenci, seçtiği bölümde yıllarca emek verecek, zorlanacak, sınavlara hazırlanacak, uygulamalar yapacak ve zaman zaman motivasyon kaybı yaşayacaktır.
Bu noktada kişinin bölümü neden seçtiği önem kazanır. Tıp öğrencileriyle yapılan çalışmalarda içsel motivasyonun ve öğrencinin kendi değerleriyle uyumlu öğrenme ortamlarının stres ve tükenmişlik üzerinde etkili olabileceği gösterilmiştir. İçsel motivasyonu destekleyen eğitim ortamlarının öğrencilerin iyi oluşuna katkı sağlayabileceği belirtilmektedir.
Bu bize şunu düşündürür: Bir bölümü yalnızca “ailem istiyor”, “puanım yetiyor” ya da “prestijli görünüyor” diye seçmek uzun vadede öğrenciyi zorlayabilir. Çünkü insan, kendisi için anlamlı bulmadığı bir alanda çaba göstermekte daha fazla zorlanabilir.
- Meslek Seçmiyoruz, Bir Yaşam Biçimi Seçiyoruz
Üniversite tercihi yaparken çoğu zaman bölüm isimlerine odaklanıyoruz. Oysa her meslek beraberinde belirli bir yaşam düzeni getirir.
Bir doktor olmak yalnızca tıp okumak değildir; nöbetler, yoğun sorumluluk, insan acısıyla karşılaşmak ve sürekli öğrenme gerektirir. Bir psikolog olmak yalnızca insanları dinlemek değildir; yoğun duygulara eşlik etmek, etik sorumluluk taşımak ve mesleki gelişimi yaşam boyu sürdürmek gerekir. Bir mühendis olmak yalnızca sayılarla ilgilenmek değildir; problem çözmek, proje üretmek, teknik gelişmeleri takip etmek ve çoğu zaman ekip çalışması içinde olmak anlamına gelir.
Bu yüzden tercih yaparken şu soru çok değerlidir: “Bu mesleğin gerektirdiği yaşam biçimi bana uygun mu?” Bir mesleğin sadece görünen, prestijli ya da cazip tarafına değil; günlük hayatına, zorluklarına ve sorumluluklarına da bakmak gerekir.
- Bölüm mü Daha Önemli, Üniversite mi?
Bu sorunun tek bir doğru cevabı yoktur. Üniversitenin adı, akademik kadrosu, sunduğu imkanlar, mezun ağı ve bulunduğu şehir elbette önemlidir. Ancak uzun vadeli başarıyı yalnızca üniversitenin adı belirlemez.
Araştırmalar, üniversite mezunlarının genel olarak daha yüksek kazanç elde ettiğini; ancak mezun olunan alanın da kazanç üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu göstermektedir. Yani mesele sadece “üniversite okumak” değil, hangi alanda eğitim alındığı ve kişinin o alanda hangi becerileri geliştirdiğidir.
Bu nedenle tercih yaparken yalnızca üniversitenin genel bilinirliğine değil, seçilecek bölümün niteliğine de bakılmalıdır:
- Bölümün akademik kadrosu nasıl?
- Ders içerikleri öğrencinin ilgisiyle uyumlu mu?
- Staj ve uygulama imkanları var mı?
- Mezunlar hangi alanlarda çalışıyor?
- Bölüm öğrencileri ve mezunları deneyimlerinden memnun mu?
Üniversitenin adı kapıyı aralayabilir; ancak o kapıdan nasıl ilerleyeceğinizi büyük ölçüde sizin ilginiz, emeğiniz ve geliştirdiğiniz beceriler belirler.
- Size Ders Anlatacak İnsanlar Sandığınızdan Daha Önemlidir
Üniversite yalnızca bina, kampüs ya da diploma değildir. Üniversite aynı zamanda karşılaşacağınız hocalar, kuracağınız ilişkiler ve içinde bulunacağınız akademik kültürdür.
Alanını seven, öğrenciyi düşünmeye teşvik eden ve mesleğine bağlı akademisyenlerle karşılaşmak öğrencinin mesleğe bakışını güçlendirebilir. Bu nedenle tercih yaparken bölümün akademik kadrosunu incelemek, mümkünse o bölümde okuyan öğrencilerle konuşmak önemli bir adımdır. Bazen bir öğrencinin mesleğine bağlanmasında yalnızca bölüm adı değil, o bölümde karşılaştığı iyi bir hoca, iyi bir öğrenme ortamı ve destekleyici bir akademik kültür de etkili olur.
- Bilgiyi Herkesten Değil, Doğru Kişilerden Alın
Tercih döneminde herkes bir şey söyler. Akrabalar, komşular, sosyal medya yorumları, forumlar, arkadaşlar…
Fakat her bilgi doğru, güncel ya da size uygun olmayabilir. Bu yüzden tercih etmeyi düşündüğünüz bölümü ve mesleği mümkünse o alanda okuyan, çalışan, mesleğini bilen ve gerçekten üreten kişilerden dinleyin. Sadece “Memnun musun?” diye sormayın. Şunları da sorun:
- Bu bölümde okumak günlük hayatta nasıl?
- En zorlandığın taraf ne oldu?
- Bu mesleğin seni en çok tatmin eden yönü ne?
- Mezun olduktan sonra hangi alanlarda çalışılabiliyor?
- Baştan başlasan yine bu bölümü seçer miydin?
- Bu bölümü seçecek birine neyi önceden bilmesini isterdin?
Bu sorular, tercih kılavuzlarında bulamayacağınız kadar gerçekçi bilgiler verebilir.
- Tercih Bir Bitiş Değil, Başlangıçtır
Tercih döneminde birçok öğrenci, vereceği kararın bütün hayatını belirleyeceğini düşünür. Bu düşünce doğal olarak kaygıyı artırır.Oysa üniversite tercihi önemli bir başlangıçtır; fakat hayatın tamamını tek başına belirleyen bir son karar değildir.
İnsanlar zaman içinde ilgi alanlarını daha iyi tanıyabilir, çift anadal ya da yandal yapabilir, yüksek lisansla farklı alanlara yönelebilir, yeni beceriler kazanabilir ve kariyerini yeniden şekillendirebilir. Bu yüzden tercih dönemini “Hayatımı tek bir kararla belirliyorum.” baskısıyla değil, “Bugünkü bilgilerimle kendim için en uygun başlangıcı yapmaya çalışıyorum.” düşüncesiyle değerlendirmek daha sağlıklıdır.
Üniversite tercihi yalnızca puanla eşleşen bir bölüm seçmek değildir. Aynı zamanda kişinin kendisini, ilgilerini, değerlerini, güçlü yönlerini ve gelecekte nasıl bir yaşam kurmak istediğini düşünmesini gerektiren önemli bir karar sürecidir.
Puanınız size hangi kapıların açık olduğunu gösterir. Ancak o kapılardan hangisinin size uygun olduğunu anlamak için kendinize, ilgi alanlarınıza ve uzun vadeli yaşam beklentilerinize bakmanız gerekir. Doğru tercih, her zaman en popüler bölüm ya da en bilinen üniversite değildir. Doğru tercih; öğrencinin kendini geliştirebileceği, öğrenmeye istek duyabileceği, zorluklarına rağmen emek vermeye devam edebileceği ve gelecekte kurmak istediği yaşamla uyumlu olan tercihtir.Çünkü üniversite tercihi sadece “Nerede okuyacağım?” sorusunun cevabı değildir. Aynı zamanda şu sorunun da başlangıcıdır: “Ben nasıl bir hayatın içinde var olmak istiyorum?”

