LGS ve YKS yaklaşırken sınava hazırlanan kişilerin zihninde benzer bir süreç başlar. Çalışma saatleri artar, denemeler sıklaşır, eksikler daha görünür hale gelir. Bu dönemde bazıları için gerçekten konu eksikleri belirleyici olabilir. Bu durumda eksiklere odaklanmak ve planlı bir şekilde tamamlamak önemlidir. Diğer yandan, önemli bir grup için durum farklıdır.
Yeterli düzeyde çalışmış, konuların büyük kısmını tamamlamış olmalarına rağmen kendilerini hala eksik hisseden ve “yapamayacakmış” gibi düşünenlerde, belirleyici olan unsur akademik bilgi değil, kaygının nasıl yönetildiğidir.
Genelde bu aşamada birçoğu aslında yeterli bilgiye sahiptir. Buna rağmen performansın düşmesinin temel nedeni, zihinsel süreçlerin kontrol edilememesidir. Çünkü kaygı yönetilmediğinde, kişi hem çalışmakta zorlanır hem de öğrendiği bilgiyi kullanamaz hale gelir. Ancak konu eksikliği olan bir kişinin de yalnızca çalışması yeterli değildir. Aynı zamanda sürecin içinde oluşan kaygıyı yönetmeyi de öğrenmesi gerekir.
Kaygı Neden Bu Kadar Artar?
Sınav yaklaştıkça belirsizlik azalmaz, aksine daha görünür hale gelir. “Yapabilecek miyim?”, “Yeterli mi?”, “Ya istediğim gibi olmazsa?” gibi sorular zihni meşgul etmeye başlar. Bu noktada kaygı, kişiyi motive eden bir unsur olmaktan çıkar ve performansı sabote eden bir hale dönüşür.
Özellikle şu düşünce kalıpları sık görülür:
- “Bu sınav kötü geçerse her şey biter.”
- “Herkes benden daha iyi.”
- “Ya kazanırım ya tamamen başarısız olurum.”
Bu düşünceler gerçeklikten çok, kaygının ürettiği senaryolardır. Ancak kişi bu senaryoları gerçek kabul ettiğinde, dikkat, odaklanma ve hatırlama süreçleri doğrudan etkilenir.
Bu Dönemde Asıl Amaç Nedir?
Bu dönem tamamen yeni bir şey öğrenme dönemi olmaktan çok, mevcut bilgiyi etkili kullanabilme ve performansı sürdürebilme dönemidir.
Elbette bu süreçte gelişim ve artış hala mümkündür. Eksikler tamamlandıkça netler artabilir, strateji geliştikçe performans yükselebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta olabilir. Artırmaya çalışırken mevcut performansı kaybetmemek. Çünkü birçok kişi bu dönemde sürekli eksik arayarak daha fazla konu yetiştirmeye çalışırken aslında kendine yüklenmeyi artırabilir. Ve bu farkında olmadan performansını düşürür.
Bu yüzden hedef sadece daha fazlasını yapmak değil, yapabildiğini koruyarak ilerlemek.
Çünkü kaygı yükseldiğinde kişi bildiği soruyu bile yapamaz hale gelebilir. Bu durum çoğu zaman “yetersizlik” olarak yorumlansa da, aslında bir performans problemidir.
Kaygıyı Yönetmek Ne Anlama Gelir?
Kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir ve gerekli de değildir. Belirli bir düzeyde kaygı, dikkat ve motivasyonu artırır. Ancak önemli olan, kaygının yönünü değiştirebilmektir. Bunun için sınava hazırlanan bireyin şu farkındalığı geliştirmesi gerekir: “Zihnim şu an bana yardımcı olmayan düşünceler üretiyor.” Bu farkındalık oluştuğunda, düşüncelerine otomatik olarak inanmak yerine onları değerlendirmeye başlar.
Beden ve Zihin İlişkisi
Kaygı yalnızca zihinsel bir süreç değildir. Aynı zamanda bedensel bir deneyimdir. Kalp çarpıntısı, mide bulantısı, nefes daralması gibi belirtiler, “bir tehlike var” algısını güçlendirir. Bu da kaygıyı daha da artırır. Bireyin bazı bedensel düzenlemeler yapması, zihinsel performansı doğrudan destekler.
Karşılaştırma Tuzağı
Bu dönemde en sık yapılan hatalardan biri de sürekli başkalarıyla kıyas yapmaktır.
“Arkadaşım şu neti yaptı, ben yapamadım.”
“Onun konuları bitti, benim bitmedi.”
Bu tür karşılaştırmalar, motivasyonu artırmak yerine kaygıyı büyütür. Çünkü kişi kendi sürecinden uzaklaşır ve kontrol edemediği alanlara odaklanır. Oysa bu süreçte asıl odak noktası şudur: “Ben bugün ne yaptım ve ne yapabilirim?”
Sınav sürecinde en sağlıklı yaklaşım, mükemmel olmaya çalışmak değil, sürdürülebilir plan kurabilmektir. Bazı günler verimli geçmeyebilir. Bazı denemeler beklenenden düşük gelebilir. Bu durumlar sürecin doğal bir parçasıdır. Önemli olan, bu anları “başarısızlık” olarak etiketlemek yerine, sürecin içinde kalabilmektir.
LGS ve YKS’ye kalan son 2 ay, öğrencinin sadece akademik değil, aynı zamanda psikolojik dayanıklılığının da test edildiği bir dönemdir. Bu süreçte başarıyı belirleyen şey yalnızca ne kadar bildiği değil, bildiğini de ne kadar kullanabildiğidir.
Ve bu da büyük ölçüde kaygıyı nasıl yönettiğiyle ilgilidir.
Unutulmamalıdır ki:
Kaygıyı tamamen yok etmek değil, kaygıya rağmen devam edebilmek gerçek beceridir.

