Üniversitede Seçtiğiniz Bölüm Bütün Geleceğinizi Belirler mi?

Sonuç ekranında yalnızca bir üniversite ve bölüm adı yazıyor olabilir. Fakat birçok genç o
ekrana baktığında bütün hayatını görmeye çalışır:
“Ömür boyu bu işi mi yapacağım?”
“Yanlış tercih yaptıysam her şey biter mi?”
“Bu bölümden iyi bir gelecek kurabilir miyim?”
Çünkü üniversite tercihi çoğu zaman yalnızca bir eğitim seçimi gibi değil, hayatın geri
kalanına verilmiş kesin bir karar gibi anlatılır. Oysa 18 yaşında yapılan bir tercih önemlidir;
fakat insanın bütün yaşamını tek başına belirlemez.
Bir bölüm, gencin önüne bazı yollar açar ve bazı alanlara ulaşmasını kolaylaştırır. Ancak
geleceği yalnızca bölümün adı değil; kişinin zaman içinde geliştirdiği beceriler, edindiği
deneyimler, kurduğu ilişkiler, yöneldiği uzmanlıklar ve değişen ilgi alanları da şekillendirir.
Burada “Hangi bölümü okuduğunuzun hiçbir önemi yok” demek de gerçekçi değildir. Bazı
meslekler belirli bir eğitim ve diploma gerektirir. Seçilen bölüm; alınacak eğitimi,
karşılaşılacak fırsatları ve ilk mesleki adımları etkiler. Fakat etkilemek, bütünüyle belirlemek
anlamına gelmez.
“Yanlış tercih yaptım” düşüncesi
Yerleşme sonuçlarından sonra bazı gençler sevinçten çok sıkışmışlık hissedebilir. İstediği
bölüm gelmemiş olabilir, ailesinin uygun gördüğü bir alana yerleşmiş olabilir ya da tercih
döneminde istediğinden emin olduğu halde sonuç açıklandığında kuşkulanmaya başlayabilir.
Bu kuşku her zaman yanlış bir seçim yapıldığını göstermez. Büyük kararların ardından “Acaba
diğer seçeneği seçseydim?” diye düşünmek oldukça insani bir tepkidir. Çünkü kişi artık seçtiği
yolun gerçek sorumluluklarıyla karşılaşırken diğer seçenekleri yalnızca ihtimalleriyle görür.
Yaşamadığımız yollar, zihnimizde çoğu zaman daha kusursuz görünür.
Bu nedenle gencin yaşadığı ilk kaygıyı hemen “Bölümünü sevmeyecek” ya da “Yanlış tercih
yaptı” şeklinde yorumlamamak gerekir. Bölümü, dersleri, üniversite ortamını ve mesleğin
farklı çalışma alanlarını tanımadan kesin bir sonuca varmak için erkendir.
Ebeveynlerin cümleleri yükü artırabilir
“Bu bölümün geleceği yok.”
“Hayatını kurtardın.”
“Bu bölümü bitirince zaten işin hazır.”
“Keşke diğer bölümü yazsaydın.”
Bu cümleler iyi niyetle söylense bile gencin bir tercihi bütün geleceğinin garantisi ya da
felaketi olarak görmesine neden olabilir. Oysa ebeveynin görevi sonucu büyütmek veya
küçümsemek değil; gencin önündeki seçenekleri gerçekçi biçimde değerlendirmesine
yardımcı olmaktır.
Şöyle bir yaklaşım daha destekleyici olabilir: “Bu bölüm senin için önemli bir başlangıç.
Okurken kendini, alanını ve yapmak istediğin işi daha yakından tanıyacaksın. Gerektiğinde
yönünü yeniden değerlendirebilirsin.”
Bu yaklaşım, “Hiçbir şey önemli değil” demek değildir. Gence, seçiminin sorumluluğunu
taşıyabileceğini ama bu seçimin içinde hapsolmadığını hatırlatır.
Gelecek tek bir kararla kurulmaz
Mesleki yönelim çoğu zaman tek seferde verilen kusursuz bir karardan değil; deneyerek,
öğrenerek ve gerektiğinde yön değiştirerek oluşur. Genç, üniversite boyunca bölümünün
içindeki farklı alanları keşfedebilir, yeni beceriler geliştirebilir, yan dal yapabilir, stajlarla
kendini sınayabilir veya lisansüstü eğitimle başka bir alana yönelebilir.
Bu nedenle bugün sorulması gereken tek soru “Doğru bölüme yerleştim mi?” değildir. Belki
daha işlevsel sorular şunlardır:
• Bu bölümün sunduğu imkanları ne kadar tanıyorum?
• Hangi becerilerimi geliştirmek istiyorum?
• Bölümün içindeki hangi çalışma alanları bana daha yakın?
• Kararımı gerçek deneyimlere göre mi, yalnızca korkularıma göre mi
değerlendiriyorum?
• Üniversite yıllarını diploma almanın ötesinde nasıl kullanabilirim?
Üniversiteye yerleşmek geleceğin kesinleştiği an değil; gencin geleceğini daha bilinçli biçimde
oluşturmaya başladığı dönemdir. Seçilen bölüm yolun yönünü etkileyebilir fakat yolun
tamamını çizmez.
Amaç, 18 yaşında hayatın geri kalanını kusursuz biçimde seçmek değil; seçilen başlangıcı
tanımak, değerlendirmek ve gerektiğinde yeni bir yön oluşturabilecek esnekliği geliştirmektir.