Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar yalnızca yeni bir sınıfa değil; yeni bir düzene,
öğretmene, arkadaş grubuna, kurallara ve beklentilere de adım atıyor. Özellikle okul öncesi
ve ilkokul döneminde bu değişim, bazı çocuklar için oldukça kolay ilerlerken bazıları için daha
fazla zaman ve desteğe ihtiyaç duyulan bir süreç olabiliyor. Tam da bu noktada ebeveynlerin
zihninde benzer sorular beliriyor:
“Okula gitmek istemiyor, bir problem mi var?”
“Diğer çocuklar alıştı, benim çocuğum neden hala zorlanıyor?”
“Eve geldiğinde çok öfkeli, okul ona iyi gelmiyor olabilir mi?”
“Ne kadar beklemeliyim?”
Bu soruların yanıtını yalnızca çocuğun ilk günlerde gösterdiği davranışlara bakarak vermek
çoğu zaman mümkün değildir. Çünkü uyum, çocuğun yeni ortamda hiç zorlanmaması değil;
zaman içinde o ortamı tanıması, güven geliştirmesi ve zorlanmalarını giderek daha iyi
yönetebilmesidir. Her zorlanma uyum problemi değildir.
Yeni bir ortama girmek yetişkinler için bile belirsizlik içerir. Çocuk içinse bu belirsizliğe
ebeveynden ayrılmak, yeni yetişkinlerle ilişki kurmak, akranlarla bir arada olmak, sıra
beklemek, paylaşmak, yönergeleri takip etmek ve ihtiyaçlarını ertelemek gibi birçok yeni
görev eklenir.
Bu nedenle okulun ilk dönemlerinde; sabah ayrılırken ağlama, okula gitmek istememe,
ebeveyne daha fazla yapışma, eve geldikten sonra öfkelenme, yorgunluk, uyku düzeninde
geçici değişiklikler, arkadaş ilişkilerinde zorlanma ya da okul hakkında konuşmak istememe
gibi tepkiler görülebilir.
Burada önemli olan tek bir davranıştan sonuç çıkarmak yerine davranışın zaman içindeki
seyrine bakmaktır.
Çocuk ilk hafta kapıda ağlıyor ama sonraki haftalarda daha kolay ayrılmaya mı başlıyor?
Başlangıçta sınıfa katılmakta zorlanırken zamanla öğretmeniyle ilişki kurabiliyor mu?
Yaşadığı güçlükler giderek azalıyor mu, aynı düzeyde mi kalıyor, yoksa artıyor mu?
Uyumu değerlendirirken asıl bilgi çoğu zaman bu soruların yanıtında saklıdır.
Uyum sağlamak, “uslu durmak” değildir
Bir çocuğun sınıfta sessiz olması, yönergeleri hemen yerine getirmesi veya hiç ağlamaması
onun mutlaka uyum sağladığı anlamına gelmez. Aynı şekilde hareketli olması, zaman zaman
kurallara itiraz etmesi veya ayrılırken ağlaması da tek başına uyum sorunu olduğunu
göstermez. Çünkü uyum yalnızca dışarıdan görülen davranışla ölçülmez.
Çocuğun kendisini ne kadar güvende hissettiği, yetişkinlerden yardım isteyip isteyemediği,
akran ilişkilerine katılabilmesi, ihtiyaçlarını ifade edebilmesi ve zamanla okulun beklentilerine
yaklaşabilmesi de değerlendirilmelidir.
Bu nedenle çocukları yalnızca “diğer çocuklar böyle yapmıyor” üzerinden değerlendirmek
yanıltıcı olabilir. Her çocuk aynı gelişimsel özelliklere, mizaca ve geçmiş deneyimlere sahip
değildir; dolayısıyla her çocuğun uyum hızı da aynı olmak zorunda değildir. Ebeveynin görevi
uyumu hızlandırmak değil, güveni desteklemektir.
Çocuğunun zorlandığını görmek ebeveyn için de kolay değildir. Ancak bazen çocuğun uyum
sağlamasına yardımcı olmaya çalışırken farkında olmadan onun kaygısını büyütebiliriz.
Okuldan çıktığında art arda;
“Bugün ağladın mı?”
“Öğretmenin sana kızdı mı?”
“Arkadaşlarınla kavga ettin mi?”
“Yine vurmadın değil mi?”
gibi sorular sormak, çocuğun dikkatini gün içerisinde yolunda giden deneyimlerden çok sorun
ihtimaline yöneltebilir.
Bunun yerine;
“Bugün seni şaşırtan bir şey oldu mu?”
“En çok hangi oyunu sevdin?”
“Bugün zorlandığın bir an oldu mu?”
“Yarın için benden istediğin bir şey var mı?”
gibi daha açık ve yargılamayan sorular çocuğun deneyimini anlatmasına alan açar.
Bazen de en destekleyici yaklaşım çok daha basittir:
“Yeni bir yere alışmak zaman alabilir. Zorlandığın yerlerde sana yardımcı olacağız.”
Peki ne zaman daha yakından değerlendirmek gerekir?
“Zamana ihtiyacı var” demek her davranışı süresiz olarak beklemek anlamına gelmez.
Zorlanmaların zaman içerisinde azalmaması veya giderek artması; çocuğun okul, ev ya da
akran ilişkilerindeki işlevselliğinin belirgin biçimde etkilenmesi; yoğun ve devam eden
bedensel yakınmaların ortaya çıkması; ayrılmanın uzun süre çok yoğun yaşanması ya da
davranışsal güçlüklerin farklı ortamlarda da belirginleşmesi durumunda daha ayrıntılı
değerlendirme gerekebilir. Buradaki temel soru şudur:“Çocuk zorlanıyor mu?” sorusunun
yanında “Bu zorlanma zaman içinde nasıl değişiyor?”
Çünkü çocukların gelişiminde tek bir gün, tek bir davranış ya da tek bir gözlem çoğu zaman
hikayenin tamamını anlatmaz. Çocuğa biraz zaman, yetişkinlere biraz gözlem…
Bazı çocuklar yeni bir ortama kapıdan girer girmez yerleşir. Bazıları önce kapıda biraz bekler.
Önemli olan çocuğu aceleyle içeri itmek ya da kapıda kalmasına izin vermek değil; içerinin
güvenli olduğunu deneyimleyebilmesi için ihtiyaç duyduğu desteği sunmaktır. Çocuğun uyum
sürecini değerlendirirken hedefimiz “Bir an önce diğer çocuklar gibi olsun.” değil;
“Bugüne kıyasla kendisini biraz daha güvende hissedebiliyor mu?” olmalıdır. Çünkü sağlıklı
uyum, çocuğun hiç zorlanmamasıyla değil; zorlandığı yeni bir ortamda zamanla güven
geliştirebilmesiyle başlar.

