Çocuklar hem fizyolojik hem de psikolojik olarak gelişebilmek için bir bakıma ihtiyaç duyar. Bu gelişimin sağlıklı şekilde ilerlemesinde anne-babanın (ya da bakım veren kişilerin) tutumu belirleyici bir rol oynar. Karakter gelişimi yaşam boyu sürse de, çocukluk dönemindeki deneyimlerin temeli en kritik dönemdir. Çünkü ebeveyn tutumları çocuğun davranışlarını, seçimlerini, hatta dünyaya bakışını şekillendirir.
Nasıl ki bir ilişkide ortak yön bulabilmek uyumu güçlendiriyorsa, çocuk yetiştirirken de ortak bir tutum sergileyebilmek aynı derecede önemlidir. Ancak farklı ailelerden, kültürlerden ve yetiştirilme biçimlerinden gelen iki yetişkinin ebeveynlikte tam olarak aynı noktada buluşmakta zorlanması da doğaldır. Asıl mesele, bu farklılıkların çocuğa nasıl yansıtıldığıdır. Çünkü ebeveynlerin çatışma biçimi çocuğun güven duygusunu ve sınır algısını doğrudan etkiler.
Anne ve babanın her konuda aynı fikirde olması mümkün değildir; zaten böyle bir beklenti gerçekçi de değildir. Önemli olan, evde sorunların nasıl ele alındığı ve bireylerin birbirine karşı tutumudur. Mükemmelliği hedeflemek çoğu zaman kaygıyı artırır. Bu nedenle “haklı çıkma savaşı” yerine “birbirini anlama çabası” içinde olmak, çocuğa da sağlıklı bir model sunar.
Ebeveyn Tutumunda Tutarlılık
Çocuğa gösterilen sevgi, konulan sınırlar ve problemlerin ele alınış biçimi ailenin temel taşlarıdır. Bu konularda ortak bir tutum sergilemek, çocuğun güvenli bağ kurmasını sağlar. Ortak kararlarla belirlenen aile değerleri ve kurallar, anne-babanın birbirinin otoritesini zedelemeden uygulanmalıdır. Ebeveynlerin birbirini çocuğun önünde eleştirmesi ya da kurallarını görmezden gelmesi, çocuğun kafasını karıştırır ve otoriteye olan güveni zedeler.
Anne-Baba Tutumu Nasıl Olmalı?
Aile içi ilişkilerde tutarlılık, çocuğun duygusal ve davranışsal gelişimi için hayati öneme sahiptir. Kuralların bir ebeveynin varlığıyla sınırlı olmaması gerekir. “Annem varken yasak, babamla serbest” algısı, çocuğun iç dünyasında karmaşa yaratır.
Unutmayın, çocuğunuzun üçüncü ebeveyni sizin ilişkinizdir. Birbirinize nasıl davrandığınız, nasıl uzlaştığınız, hangi tonda konuştuğunuz — tüm bunlar çocuğunuzun ilişkiler hakkındaki ilk modelleridir. Anlaşmazlık yaşadığınız konuları onun önünde tartışmak yerine, sakin bir zamanda birlikte konuşmak en doğru yaklaşımdır.
Yemek, uyku, oyun saatleri, disiplin biçimi gibi konuları önceden konuşup ortaklaşmanız; her biriniz için önemli konuları belirleyip sorumlulukları paylaşmanız gerekir. Birden fazla çocuğunuz varsa, dönemsel ihtiyaçlar dışında tutumlarınızın ayrımcılık hissi yaratmamasına dikkat etmelisiniz.
Aile içinde zaman zaman yaşanan küçük toplantılar, çocuğun birey olduğunu hissetmesine ve sorun çözme becerisi geliştirmesine yardımcı olur. Ancak nihai kararların yetişkinler tarafından alındığını, aile içinde bir hiyerarşi olduğunu bilmesi gerekir. Çocuğa söz hakkı tanımak değerlidir ama nihai otoritenin sizde olduğunu bilmesi güven duygusunu destekler.
Sonuç Olarak
Sevgili ebeveynler, sizler çocuklarınıza sadece bakım değil, aynı zamanda bir yaşam modeli sunuyorsunuz. Karşılıklı güvene dayalı bir ilişki, düzenli rutinler, sınırlarla çevrili bir özgürlük alanı ve sevgi dolu bir iletişim — işte çocuğunuzun en çok ihtiyaç duyduğu zemin. Mükemmelliğe değil, birbirinizi anlayarak ortak bir tutum geliştirmeye odaklanın. Çünkü çocuklar “mükemmel” ebeveynlere değil, “uyumlu” ebeveynlere ihtiyaç duyar.

