Çocuğunuzun anaokuluna ya da kreşe başlaması, hem onun hem de sizin için büyük bir dönüm noktasıdır. Daha önce hiç deneyimlemediği bir ortam, aileden sonra ilk kez sosyalleşilen geniş bir çevre, yeni kurallar, öğretmenler ve arkadaşlar… Bu, çocuk için tam anlamıyla yeni bir maceradır. Yeni olan her şey gibi beraberinde merak, heyecan ve sıklıkla kaygı ve direnç getirir.
Tıpkı yetişkinlerin iş değiştirirken, farklı bir şehre taşınırken ya da yeni bir topluluğa katılırken yaşadığı zorluklar gibi, çocukların da bu sürece alışması zaman alır. Bu dönemde gösterilen tepkiler çocuğun uyum kapasitesinin bir parçasıdır ve gelişimsel olarak doğaldır.
Ayrılma Kaygısı
Çocuğunuzun yaşadığı güçlüklerin temelinde çoğunlukla ayrılma kaygısı vardır. Çünkü çocuk:
- Güvenli alanı olan evden ve en çok bağlandığı kişilerden (anne-baba) uzaklaşır.
- Bilinmeyen bir ortama girerken “burada güvende miyim?” sorusuyla karşı karşıya kalır.
- Alıştığı düzenin dışına çıkmanın yarattığı belirsizlikle baş etmeye çalışır.
Bu nedenle kapıda ağlaması, sık sık “beni al” demesi, eve geldiğinde huysuzluk yapması ya da bedensel şikâyetler (mide ağrısı, iştahsızlık, uykuya direnme) göstermesi aslında güven ihtiyacının ifadesidir.
Ebeveyn Kaygısı ve Etkisi
Uyum süreci yalnızca çocuk için değil, ebeveyn için de zordur. Hatta çoğu zaman anne-babalar çocuklarından daha fazla kaygılanır.
- “Alışamadı, ne yapacağız şimdi?”
- “Arkadaşlarıyla kaynaşmıyor.”
- “Ağlıyor, demek ki mutsuz.”
Bu tür cümleler ve endişeler, farkında olmadan çocuğun kaygısını artırır. Çocuk, ebeveyninin panik halini görerek “okul güvenli bir yer değil” mesajını alabilir. Böylece uyum süreci daha da zorlaşır.
Ebeveynin Rolü ve Dikkat Etmesi Gerekenler
Çocuğunuzun psikolojik sağlığı için bu dönemde en önemli görev anne-babaya düşer. Öncelikle kendi kaygınızı kontrol altına almak gerekir.
- Kısa ama net vedalaşın: Uzun vedalar kaygıyı artırır. “Okul bitince seni alacağım” demek güven vericidir.
- Sakinliğinizi koruyun: Çocuk sizin duygularınızı yansıtır. Panik yerine güven veren bir tutum sergileyin.
- Duygularını kabul edin: “Seni anlıyorum, zorlanıyorsun” demek, çocuğun kendini anlaşılmış hissetmesini sağlar.
- Rutin oluşturun: Düzenli sabah-vedalaşma ve akşam-karşılama ritüelleri çocuğun güvenini pekiştirir.
- Kıyaslamadan kaçının: Her çocuğun uyum süreci farklıdır. Çocuğunuzun hızına saygı duyun.
- Öğretmenle iş birliği yapın: Gözlemlerinizi paylaşın ama çocuğun yanında kaygılı konuşmalardan uzak durun.
Ne Zaman Destek Alınmalı?
ilk Haftalarda Normal Olanlar
- Ağlama ve ayrılmak istememe
- Mide ağrısı, iştahsızlık, uykuya direnme
- Sık sık “gel beni al” demesi
- Eve geldiğinde huysuzluk ya da sessizlik
Bunların çoğu, çocuğun ayrılık kaygısını ifade etme biçimidir ve genellikle ilk haftalarda görülür.
Çoğu çocuk birkaç hafta içinde okul ortamına alışır. Fakat uyum süreci çok uzun sürüyorsa, şiddetli ağlamalar devam ediyorsa, bedensel şikâyetler artıyorsa ya da çocuk tamamen içine kapanıyorsa profesyonel destek almak faydalı olur.
Uyum süreci sabır ve anlayış gerektirir. Çocuğunuzun bu yolculuğu, bağımsızlık ve güven kazanma yolunda atılmış en önemli adımlardan biridir. Siz sakin kaldığınızda, çocuğunuz da okulun güvenli bir yer olduğunu öğrenir ve kısa sürede kendi yeni düzenine uyum sağlar.

