Mükemmel Annelik Değil; Yeterince İyi Annelik

Bir kuş, yavrusunu kanatlarıyla örterken… Bir aslan, avladığı eti ilk yavrularına sunarken… Bir geyik, ormanın ortasında gözleriyle “güvendesin” derken… Bir kadın, gecenin bir yarısı uyanıp sessizce beşiği kontrol ederken… Hepsinde aynı güdü var: Koruma, besleme, bağ kurma, sevme. Annelik sadece doğurmak değil; annelik bir güdü, bir sorumluluk ve sevginin davranışa dönüşmüş halidir. Bazen kendinden önce başka bir varlığı koyabilmek, içindeki korkuya rağmen sabır gösterebilmek, bazen tükenip yine de devam edebilmektir.

İnsan yavrusu, dünyaya son derece bakıma muhtaç bir şekilde gelir. Bu nedenle yaşamının ilk dönemlerinde en temel ihtiyaçlarının karşılanmasında birincil sorumluluk genellikle anneye aittir. Annenin bebekle kurduğu ilk ilişki, bağlanmanın temelini oluşturur ve bu bağ, yaşam boyu sürecek duygusal gelişimin yapıtaşlarından biridir.

Anneler, çocuklarının ihtiyaçlarını çoğu zaman söze gerek kalmadan fark eder; empatiyle yaklaşır ve onları anında karşılamaya çalışır. Bu bağın temelleri ise genellikle gebelikle birlikte atılır. Gebelik süreciyle birlikte ortaya çıkan hormonal değişimler, annenin hem fizyolojik hem de psikolojik olarak dönüşmesine neden olur. Hamilelikle birlikte başlayan hormonal değişim, kadının bedeninde, zihninde ve duygularında bir hareketlilik yaratır. Oksitosin, prolaktin, serotonin… Sadece bir can büyütmek için değil, bağ kurmak, korumak ve sabretmek için şekillenir sistem.  Anne, bedeninde küçücük bir insan taşıdığını bilmenin verdiği farkındalıkla birlikte, henüz doğmamış çocuğuna karşı güçlü bir duygusal bağlılık ve sorumluluk hissi geliştirir.  Aynı zamanda insan yavrusunun annesi ; düşünür, sorgular, yargılanır ve zaman zaman kendini unutur. İşte bu yüzden, annelik insan için hem kutsal bir bağ hem de psikolojik bir yük olabilir. Bu dönemde birçok anne, yoğun duygularla birlikte zaman zaman kaygı, endişe ve içsel sorgulamalar da yaşayabilir. Birçok anne; bazen yeterince iyi olup olmadığını sorgular, bazen suçlulukla baş eder, bazen eski kendini, kendi annesini özlerken, annelik yapmaya çalışır…
Kendi ihtiyaçları ötelenir, planlar bölünür, hayat yeniden yapılandırılır. Ve bu dönüşümde en çok unutulan genellikle annenin kendi varlığıdır. Ama annelik yalnızca feda etmek değildir. Annelik, büyürken büyütmektir. Yeterince iyi anne olan bir kadının kendini de unutmamasıdır.

İngiliz psikanalist Donald Winnicott’un “yeterince iyi anne” kavramı, tam da bu gerçekliği yansıtır. Winnicott’a göre, çocuğun tüm isteklerini değil, ihtiyaçlarını karşılayan, sınır koyabilen ama sevgiyi eksik etmeyen anne, yeterince iyidir. Çünkü çocuk, bazen hayal kırıklığı yaşamayı, bazen kendi çözüm yolunu bulmayı öğrenmelidir.
Bu, onun problem çözme, sabretme ve duygusal dayanıklılık becerilerini geliştirir.

Peki, yeterince iyi bir anne olmak için ne yapılabilir?

  • Mükemmel olmak zorunda değilsin. Her an her şeyi doğru yapamazsın, annelik de buna dahil ve bu normal. Duygularını tanı ve kabul et. Çünkü; bazen öfke duyup sınırların zorlanabilir, bazen her şeyi yoluna koymak zor gelebilir, bazen anneliğin temposuna dayanamayabilirsin, bazen kendine daha çok vakit ayırmak isteyebilirsin, bazen eski özgürlüğünü özleyebilirsin, bazen çocuğuna karşı tahammülün kalmayabilir. Bunları hissetmemeyi değil yönetmeyi bilmelisin.
  • Her isteği değil, temel ihtiyaçları karşılayabilmelisin. Sevgiyi koşulsuz sunarken sınır koymaktan çekinmemelisin. Çocuğun her istediği şey o an için gerekli ya da sağlıklı olmayabilir. Bu nedenle anne, çocuğun hayal kırıklığı yaşamasına alan tanır; ancak bu süreçte onun yanında olur, duygularını kabul eder ve sınırları sevgiyle çizer. Bu yaklaşım, çocuğun gerçek hayatla uyum sağlamasını ve duygusal olgunluk geliştirmesini destekler.
  • Çocuğun bağımsızlığına alan tanımalısın. Yeterince iyi bir anne, çocuğunun her zorlukla karşılaştığında onun yerine müdahale etmez. Onun kendi başına düşünmesine, denemesine ve çözüm üretmesine fırsat tanır. Bu, çocuğun bağımsızlık duygusunu geliştirmesine, özgüven kazanmasına ve problem çözme becerilerini oluşturmasına katkı sağlar. Anne, destekleyici bir zemin sunar; ancak çocuğun gelişimsel olarak kendi adımlarını atmasına bilinçli şekilde izin verir.
  • Kendi ihtiyaçlarını unutmamalısın. Kendine bakım vermek, destek almak, nefes alanları açmak en doğal ihtiyacın. Anne olmadan önceki özgürlük, spontane yaşam, tek başına kalabilmek… Bu özlemler bencil değil, insanidir. Anne olmak kendinden vazgeçmek anlamına gelmez.
  • Empatiyle yaklaşabilmelisin. Yeterince iyi bir anne, çocuğun yaşadığı duygusal deneyimleri küçümsemeden, yargılamadan kabul eder. Empati, çocuğun duygularını anlamaya çalışmak ve ona duygusal güven sunmaktır.
    Ancak empati, her davranışı onaylamak değil; duyguya yer açarken, davranışı yönlendirebilmektir. Bu yaklaşım, çocukta duygularını tanıma, ifade etme ve düzenleme becerilerinin gelişmesini sağlar. Anne, çocuğun dünyasına saygı duyarak ona rehberlik eder.

Çünkü yeterince iyi bir anne, sadece çocuğunu değil, kendini de ihmal etmeyen kadındır.
Annelik, yalnızca feda etmek değil; büyürken birlikte büyümektir. Yeterince iyi bir anne olmak, her şeyi bilmek ya da her an güçlü kalmak değildir.

Bazen zorlanmak, bazen yorulmak, bazen de “ben neredeyim?” diye sormaktır. Bu sorularla baş etmekte yalnız olmadığını bil. Eğer sen de kendi iç sesini daha iyi duymak, annelik yolculuğunda duygularını anlamlandırmak ve çocuğunla daha sağlıklı bir bağ kurmak istersen, İsmer Aile Danışma Merkezi olarak sana eşlik edebiliriz.

Kendinize şefkatle yaklaşmak, kendinize izin vermek ve destek almak bir lüks değil, ihtiyaçtır. Bu Anneler Günü’nde, yalnızca çocuklarını değil, kendini de şefkatle kucaklayan tüm annelerin günü kutlu olsun.