• bilgi@izmirpsikolog.com
  • 0232 463 3332
  • 0505 385 7085

KISKANÇLIK MI? GÜVENSİZLİK Mİ?

Güven duygusunu hissetmek kişinin temel ihtiyacıdır. Bu nedenle de ilişkide en temel duygudur güven. Güvendiğimiz birini hayatımıza dahil ederiz, severiz, birşeyler paylaşırız. Birey ilişki süresince “biz” olmak ve o bütünlüğü korumak ister. O bütünlüğün bozulmayacağına, eşin sevgi ve saygısına, sadakatine güvenmek ister. Bütünlüğü bozma ihtimali olan herhangi bir tehditte -ki bu tehdit gerçek ya da hayali olabilir- ‘partnerinin başka biriyle ilgilenebileceği, başkasına yönelebileceği, terkedilebileceği ile ilgili düşünceler yoğunlaşır. Bu düşünceler yönetilemediğinde bir süre sonra güvensizlik ortaya çıkabilir. Buna paralel olarak aslında dozunda olduğunda ilişkiyi olumlu etkileyen, duyguları yoğunlaştıran kıskançlık dozunu arttırır ve zarar verir hale gelir.

Güvensizlik duygusunun yoğun yaşanması bir ilişki için belkide en büyük depremlerden biridir. Çoğu zaman kalıcı hasarlar bırakır. Güven bağını temelinden sarsar. Üstelik kimi zaman güvensizliğe sebep sadece algılanan bir tehdit de değildir. Bazı kişiler çabuk güvenme ya da insanlara güvenememe gibi sağlıksız güven bağı oluştururlar. Sağlıklı güven duygusu oluşturabilme becerisi erken çocukluk döneminde anne-baba ile çocuğun kurduğu ilişki ile başlar ve gelişir. Çocuğun ailede gördüğü kabul, ahlaki ve toplumsal değerler, çocuğa duyulan güven yetişkinlikte o kişiye çevre ile dengeli ilişkiler kurabilme becerisi kazandırdığı gibi özgüven gelişimini destekleyerek kendine güvenli birey olmasını da sağlar.

İlişkilerde eşe güven duygusundan mahrumiyet aslında kişinin kendi yaşadığı güven eksikliğini ve bunun yarattığı olumsuz duyguları karşısındaki kişiye yansıtmasıdır. Bu tip ilişkilerde işlevini kaybeden ve zarar veren bir kıskançlığın ön plana çıkmasına neden olur. Bu kişiler sıklıkla eşlerinin kendilerinin istediği ve onayladığı gibi davranmasını, giyinmesini, bir yere giderken ondan izin almasını, sosyal çevre oluşturmamasını, sosyal medya hesaplarını kontrol edebilmeyi ya da ortak hesap oluşturma gibi isteklerle partneri kontrol altında tutmaya çalışır. Bu noktadan bakıldığında güvensizlik ve kıskançlık arasında benzerlik var gibi gözükse de aslında ince bir çizgi ile birbirinden ayrılır. Güvensizlik kıskançlığın dozunun artmasını sağlayan bir etkendir ve sağlıklı ilişkilerin temelinde dozunda kıskançlık ve eşe güven duygusu bulunmaktadır. Güvensizlikle beraber Kıskançlığın dozu arttıkça buna paralel terkedilme, sevgiden yoksun kalma kaygısı da artar. Bu döngü ilk başlarda ilişkideki bağı güçlendirir gibi gözükse de uzun vadede kıskanan taraf kontrolü daha fazla elinde tutmaya çalışacak, kıskanılan tarafta bireyselliğine aşırı müdahale edildiğini düşünecek bu sebeple hem bireysel anlamda iki tarafa zarar verecek hem de ilişkinin temelini sarsacaktır.

Kıskanan aşık seviyordur, seven insan kıskanır gibi söylemlerin aksine kıskançlık sevginin göstergesi değildir. Aşırı sahiplenmenin, dozu artmış kıskançlığın sevgi ile çok da ilgisi yoktur. Kıskançlık insanın doğasından mı gelir yoksa öğrenilmiş midir tartışıladursun, mevcut literatür bilgisiyle kıskanç kişiler için şöyle bir değerlendirme yapılabilir; kıskanç kişilerin sevilmeye karşı aşırı ihtiyaçları vardır ve yaşadıkları güvensizlik ve yetersizlik duygularıyla baş edemedikleri için eşlerine karşı kısıtlayıcı, zaman zaman da engelleyici yaklaşmaktadırlar. Eşin telefonunu, maillerini, özel eşyalarını karıştırma, takip etme, davranışlarını sorgulama gibi kontrol sağlamaya yönelik davranışlar gözlenmektedir.

Kıskançlık evrensel bir kavramdır ve temel duygulardan farklı olarak kompleks bir duygudur. Öfke, kaygı, üzüntü gibi duygularla birlikte deneyimlenebilir. Kıskançlığa eşlik eden diğer duygusal deneyimlere korku, şüphe, reddedilme, düşmanlık, acı, mutsuzluk da eklenebilir. Yapılan araştırmalar tüm toplumlarda ve kültürlerde, her iki cinsiyette de kıskançlık derecesi açısından çok büyük farklar bulunmadığını göstermektedir. Ancak kadınlar ve erkekler derecesi benzer olsada kıskançlığı farklı ifade ederler. Özellikle türk toplumunda kadınlar genellikle kıskançlıklarıyla daha yapıcı, kendi hak ve isteklerinden fedakarlıkta bulunarak baş etmeye çalışırken, erkeklerin tehdit ve kaba kuvvetle baş etmeye çalıştığı görülmektedir.

GÜVENSİZLİK VE KISKANÇLIKLA MÜCADELE ETMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

* Zayıf yanlarınıza yoğunlaşmak yerine ilişkinin güçlü taraflarına yoğunlaşmaya çalışın,

* İlişkinizin enerji kaynaklarını gözden geçirin,

* Güven bağını güçlendirmenin ilk yolu iletişimin açık olmasıdır. Bu nedenle eşinize beklentilerinizi, fikirlerinizi, rahatsızlık duyduğunuz durum, olay ve davranışları açık ve net bir şekilde ifade edin,

* Özellikle kıskançlığın yoğun yaşandığı durumlarda dolaylı, imalı, kinayeli konuşmalardan uzak durmaya çalışın,

* Kıskançlık durumlarında sık sık yaşanan eşi tehdit etmenin, sınırlamalar getirmenin ya da aşırı müdahaleci bir yaklaşım sergilemenin kısa vadede sizi rahatlatıcı etkisi olsa da uzun vadede aranıza mesafe koyacağından bu gibi tutumlardan kaçının,

* Sadece eşinize bağımlı yaşamayın. Onun dışında da hayatınız olsun, ailenizle, arkadaşlarınızla vakit geçirin,

* Hobileriniz, yapmaktan zevk alacağınız, sizi rahatlatan ve mutlu edecek uğraşlar edinin,

* Eşinizle kaliteli zaman geçirin.

Kıskançlığı ve güvensizliği yenmek zordur ve zaman gerektirir. Bu nedenle aceleci olmayın kendinize zaman verin. Baş edebilmenin yolu, bu duyguların altında yatan duygu ve düşüncelere ulaşmaktır. Kıskançlık duygusunun hissedildiği durumlarda akıldan geçen düşüncelerin fark etmesi, bu düşüncelerin gerçekçiliğinin sorgulanması, kişinin düşük özgüven ve yetersizlik gibi hisleri ve bunların altında yatan nedenler araştırılmalıdır. Bu nedenle baş edilemeyen ve hayatın birçok alanını olumsuz etkileyen kıskançlık durumunda bir uzmandan yardım almak oldukça faydalı olacaktır.

escort bayan istanbul escort